Ayısıt
Ayısıt, Altay ve özellikle Yakut (Saha) sahasında doğumu, çocukları ve hayvan yavrularını koruyan dişil ruhtur. Derlemelerde doğum sırasında lohusaya yardım eden ve çocuğa can getiren bir varlık olarak anlatılır. İşlev bakımından Türk mitolojisindeki Umay ile aynı yerde durur; kaynaklar ikisini çoğu zaman birbirinin karşılığı olarak değerlendirir.
Ad ve köken
Ayısıt, Altay ve özellikle Yakut sahasında doğumu, çocukları ve hayvan yavrularını koruyan dişil bir ruhtur. Ad, kaynaklarda Ayısıt yanında Ayzıt ve Ayııhıt gibi biçimlerle de derlenmiştir; bu biçim farkları, adın tek bir yazılı metinden değil, ayrı ayrı derleme sahalarından geldiğini gösterir.[1] Umay’ın adını 8. yüzyıl yazıtından okuyabildiğimiz yerde, Ayısıt’ı ancak 19. ve 20. yüzyıl derlemelerinden tanırız. Bu yüzden Ayısıt’ın hikayesi bir yazıtın değil, bir derleme geleneğinin hikayesidir.
Kaynaklarda geçişi
Ayısıt’ı bize taşıyan şey saha çalışmalarıdır. Abdülkadir İnan, Yakut inanışını aktarırken doğum sırasında lohusaya yardım eden ve çocuğa can getiren dişil bir ruhtan söz eder.[2] İbrahim Dilek, Altay-Yakut sahasındaki bu bereket ve doğum koruyucusunu Ayısıt adıyla kaydeder; adın çevresinde çocuk, süt ve yavru bereketi ile ilgili bir anlam alanı toplanır.[3]
Derlemelerin ortaklaştığı yer işlevdir: Ayısıt, doğumun ve o an dünyaya gelen canlının koruyucusudur. Ayrıştıkları yer ise Ayısıt’ın tek bir varlık mı, yoksa bir koruyucu ruhlar öbeğinin ortak adı mı olduğudur. Kimi derlemede Ayısıt tekil bir dişil ruhtur; kimisinde insanların, atların ve sığırların bereketini gözeten birden çok koruyucudan söz edilir. Bu belirsizliği kapatacak birincil bir metin elimizde olmadığından, ayrımı olduğu gibi bırakmak gerekir.
Umay ile ilişkisi
Ayısıt’ı Türk mitolojisi içinde yerine oturtan şey, Umay ile paylaştığı işlevdir. Umay, Orhun yazıtlarından günümüze uzanan çizgide çocuğu ve lohusayı koruyan ruhtur; Ayısıt ise aynı koruyuculuğu Altay ve Yakut sahasında üstlenir. Kaynaklar bu iki adı çoğu zaman birbirinin karşılığı olarak anar: Ögel, Umay çevresindeki koruyucu ruh inancını Altay ve Yakut sahasıyla birlikte geniş bir yapının parçası sayar.[4]
Buradaki incelik, iki adın aynı varlık olduğunu söylemek değildir. Umay ile Ayısıt, farklı sahalarda, farklı adlarla derlenmiş, ama aynı insani ihtiyaca, doğumun güven altına alınmasına karşılık gelen iki figürdür. Aynılık adda değil, işlevdedir. Bu yüzden Ayısıt’a “Yakutların Umay’ı” demek, bir eşitlik kurmak değil, iki sahanın aynı koruyuculuğu nasıl ayrı ayrı adlandırdığını göstermektir.
Yaygın yanlışlar ve karıştırılanlar
Ayısıt en çok Umay ile birebir aynılaştırılarak yanlış anlatılır. İkisi işlevce örtüşür, ama aynı ad ya da aynı yazılı gelenek değildir: Umay’ın adı 8. yüzyıl yazıtında geçerken, Ayısıt yalnızca yeni derlemelerden bilinir. Birini ötekinin eş anlamlısı gibi kullanmak, iki ayrı sahanın tanıklığını tek bir kaba boşaltmak olur.
İkinci bir yaygın hata, Ayısıt’ı doğrudan bir “doğum tanrıçası” katına çıkarmaktır. Derlemeler onu çoğunlukla bir koruyucu ruh ya da bereket ruhu olarak gösterir; “tanrıça” çerçevesi büyük ölçüde sonraki popülerleştirmeden gelir. Kaynağın koruyucu ruh dediği yerde tanrıça demek, elimizde olmayan bir kesinliği eklemek olur. Ayısıt’ı olduğu gibi, yani derleme geleneğinin gösterdiği ölçüde tutmak daha doğrudur.
İlgili maddeler
Ayısıt, işlevce Umay ile aynı yerde durur ve onun Altay-Yakut sahasındaki karşılığı olarak anılır. Aynı inanç dünyasında, gökten inen can ve iktidar gücü Kut ile yeri ve suyu kutsayan Yer-Su birlikte düşünülebilir.