Doruk
Doruk, zirve ve en yüksek nokta demektir. Kelimenin bu anlamla belgelendiği en eski metin olarak Kıpçak sahasından Codex Cumanicus gösterilir; bu kayıt bizim kaynaklarımızda doğrulanamamıştır. Bir kişi adı olarak kullanımı tarihi değil, Cumhuriyet dönemine ait yeni bir olgudur.
Doğrulama durumu
Kelimenin anlamı ve kaydı
Doruk bugün zirveyi, bir şeyin en yüksek noktasını anlatır. Kelimenin bu anlamla belgelendiği en eski metin olarak, Kıpçak sahasından 1300 dolaylarına tarihlenen Codex Cumanicus gösterilir.[1] Aynı elyazması, bu silodaki Uraz maddesinin de en eski tanığıdır.
Bu kaydı biz doğrulayamadık: Codex Cumanicus elimizde yok. Aşağıda hangi cümlenin doğrulandığını, hangisinin doğrulanmadığını ayırıyoruz.
Bu künye ne kadar doğrulandı
Doğrulanmadı: Kelimenin Codex Cumanicus’ta geçtiği ve orada zirve anlamı taşıdığı. Eser kaynak defterine bu künye icin eklendi ve elimizde-yok diye işaretlendi.
Doğrulandı, ama beklenenin tersi yönde: Yazımı çok benzeyen torug kelimesi elimizdeki iki birincil kaynakta da geçiyor ve zirve anlamına gelmiyor. Divanü Lugati’t-Türk’te torug, atları tanımlayan bir sözcüktür; Kaşgarlı kök anlamının doru rengi olduğunu söyler.[2] Aynı kelime Kül Tigin yazıtının doğu yüzünde de geçer: kädimlig torug at, yani zırhlı doru at.[3]
Yani sekizinci yüzyıl yazıtında ve on birinci yüzyıl sözlüğünde belgeli olan torug, bir at rengidir, dağ zirvesi değil.
Kök icin neden iddia taşımıyoruz
Doruk kelimesinin kökeni icin yaygın olarak şöyle bir zincir verilir: Eski Türkçe bir “yükseltmek” fiilinden ek almış toruk/toruğ biçimi, oradan da bugünkü doruk. Bu zinciri künyeye yazmıyoruz, iki sebeple.
Birincisi, zinciri aktaran yayın bu sitenin kaynak defterinde yok; künyelerde yalnız deftere alınmış kaynaklara atıf verilir.
İkincisi ve daha önemlisi: zincirin ara halkası olan toruk biçimini, taradığımız altı metnin hiçbirinde bulamadık. Bulduğumuz torug ise yukarıda görüldüğü gibi at rengiydi. Aynı yazım, farklı anlam , bu ikisini birbirine bağlamak icin elimizde dayanak yok. Bu, zincirin yanlış olduğunu kanıtlamaz; sözlüğümüzün taraması sınırlı ve Clauson nüshamızın makine okuması yer yer bozuk. Ama doğrulayamadığımız bir zinciri künyeye kesinlik diliyle yazmak, tam da bu sitenin kaçındığı şey olurdu.
Ad olarak kullanımı
Doruk’un kişi adı olarak kullanımı tarihi değil, modern bir olgudur: Cumhuriyet döneminde, özellikle son birkaç on yılda doğa sözcüklerinin ve öz Türkçe kelimelerin ad olarak seçilmesi eğilimiyle yaygınlaşmıştır. Tarihi bir metinde Doruk adlı bir kişi kaydı yoktur.
Bu, Berk ve Uraz maddelerinde de görülen durumdur: kelimenin geçmişi eskidir, adın geçmişi yenidir. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir , “bu ad yüzlerce yıllıktır” cümlesi kelime icin doğru, ad icin yanlış olur.
Eski yazıyla yazımı
Sayfanın sağındaki kartta adın Orhun yazısıyla yazımı duruyor. Bu yazım harf karşılıklarıyla yapılmış bir çevrimdir, yazıttaki yazımın tıpkıbasımı değildir. İki sebeple: Orhun yazısında ünlüler çoğu zaman yazılmaz, burada okunabilirlik icin yazıldı; ayrıca ünsüzlerin kalın ve ince çiftleri kelimenin ünlü sırasına göre seçildi. Yazıttaki fiili harf dizisi icin tıpkıbasım karşılaştırması gerekir, o yapılmadan bu kart “yazıtta böyle yazıyor” demez.