Berk
Berk, eski Türkçede sert, sağlam ve dayanıklı demektir. Kelime Divanü Lugati't-Türk'te madde olarak yer alır ve Kutadgu Bilig ile Dede Korkut'ta da geçer. Bir kişi adı olarak tarihi metinlerde kayıtlı değildir; bugün ad olarak kullanılmaktadır.
Kelimenin kaydı
Berk, bu silodaki adların çoğundan farklı bir yoldan geliyor. Ötekiler tarihi bir kişinin adı olarak kayıtlıdır; berk ise kelime olarak kayıtlıdır, hem de sözlüğün kendisinde.
Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t-Türk’ünde madde şöyledir: berk neng, yani sert, sağlam nesne. Kaşgarlı bununla yetinmez, kelimenin yapısına da girer: kök biçim bek’tir ve kelime yazaç arttırımına uğramıştır.[1] Yani bugün kullandığımız pek sözüyle berk, aynı köke çıkar.
Kelime Kutadgu Bilig’de yirmiden fazla yerde geçer ve çoğu yerde berk tut- kalıbındadır , sıkı tutmak, bırakmamak. Yusuf Has Hacib bir beyitte şöyle der: kaçar bu tiriglik neçe tutsa berk, yani ne kadar sıkı tutsan da bu hayat kaçar.[2]
Dede Korkut Kitabı’nda ise sıfat olarak karşımıza çıkar: berk ağıl, sağlam ağıl.[3] Üç metin, üç ayrı yüzyıl, aynı anlam , bir kelimenin kaydı bundan daha sağlam olmaz.
Ad olarak kullanımı
Burada dürüst olmak gerekir: berk kelimesinin kaydı sağlamdır, ama kişi adı olarak tarihi bir metinde kayıtlı değildir. Taradığımız Orhun yazıtları, Dede Korkut ve Oğuz kaynaklarında berk bir kişiyi karşılamaz; sert ve sağlam olanı niteler.
Bu, adın uydurma olduğu anlamına gelmez. Türkçede bir sıfatın ada dönüşmesi sık görülen bir yoldur; bu sitedeki Bilge maddesi de aynı sürecin daha eski bir örneğidir , orada da kelime önce niteler, sonra ada dönüşür. Berk’te fark şudur: dönüşümün tarihi kaydı elimizde yok, kelimenin kaydı ise tam.
Künyede bu ayrımı koruyoruz. “Berk adı Divan’da geçer” demek yanlış olurdu; doğrusu, berk kelimesi Divan’da geçer ve ad bu kelimeden gelir.
Anlam
Anlam üç metinde de aynı yerde durur: sertlik, sağlamlık, dayanıklılık. Kelime bir nesne icin kullanıldığında kırılmazlığı, bir tutuş icin kullanıldığında gevşemezliği anlatır. Kaşgarlı’nın verdiği kök biçim bek de aynı yere çıkar; bugünkü pekiştirmek, pekişmek ve pek sözleri bu ailenin yaşayan üyeleridir.
Eski yazıyla yazımı
Sayfanın sağındaki kartta adın Orhun yazısıyla yazımı duruyor. Bu yazım harf karşılıklarıyla yapılmış bir çevrimdir, yazıttaki yazımın tıpkıbasımı değildir. İki sebeple: Orhun yazısında ünlüler çoğu zaman yazılmaz, burada okunabilirlik icin yazıldı; ayrıca ünsüzlerin kalın ve ince çiftleri kelimenin ünlü sırasına göre seçildi. Yazıttaki fiili harf dizisi icin tıpkıbasım karşılaştırması gerekir, o yapılmadan bu kart “yazıtta böyle yazıyor” demez.