Alkarısı
Alkarısı, lohusayı ve yeni doğan çocuğu bastığına inanılan kötü ruhtur; albastı adıyla da bilinir. Türk halk inancında geniş bir coğrafyada derlenmiştir; doğum sırasında lohusaya musallat olur, ondan tüfek sesi, demir ve ocaklı kişiler korur diye anlatılır.
Ad ve köken
Alkarısı, adını “al” ve “karı” (yani kadın) sozcuklerinden alır: al karısı, yani kadın kılığında gorunen bir ruh. Aynı varlık geniş bir coğrafyada başka adlarla da anılır. Abdulkadir İnan, bu kotu ruhun Çin şeddinden Akdeniz kıyılarına, buz denizinden Hind’e kadar Türk halk inancında Al karası, albastı, albis ve almıs adlarıyla yer aldığını kaydeder.[1] En yaygın iki adı Alkarısı ve albastıdır; ikisi de aynı doğum ruhunu anlatır.
Halk inancında geçişi
Alkarısı, her şeyden once bir doğum ruhudur. Derlemelerde onun işlevi bellidir: lohusaya, yani yeni doğum yapmış kadına ve bebeğe musallat olur. İnan’ın aktardığı sahne tipiktir: doğum uzayıp lohusa çok ıstırap çekmeye başlarsa, çevresindekiler albastının ona bastığına hukmeder.[1]
Kırgız ve Kazak inancında albastı ikiye ayrılır. “Sarı albastı” sarışın bir kadın suretindedir, bazen keçi ya da tilki kılığına da girer; lohusalara musallat olup ciğerlerini alır, gotürüp suya atar. “Kara albastı” ise ağırbaşlı ve ciddi bir ruh sayılır, kendisini gormeye gucu yeten ocaklı adamdan başka kimseden korkmaz. İnan sarı albastıyı hoppa, hileci ve şarlatan; kara albastıyı ise ağır ve ciddi diye ayırır.[2]
Bu inancın en canlı yanı, ruhun nasıl alt edildiğidir. Baksı, yani şaman, kopuzunu eline alıp bir afsun okur ve albastıyı lohusanın ciğerini yerine koymaya zorlar. Anlatıya gore merasim doğru yapılırsa albastı ciğeri geri koyar, olmek uzere olan lohusa da hayata doner.[3] Bazı merasimlerde albastıya, gercek ciğer yerine bir koyun ciğeri fidye olarak sunulur.
Korunma yolları da kaydedilmiştir. Albastı tüfek sesinden korkar; bir lohusaya albastı bastığında havaya tüfek patlatmak adettir. Demirden ve demircilerden, ayrıca ocaklı adamlardan da korkar; oyle usta demirciler ve ocaklılar vardır ki bir mendilleri yahut kulahları albastıyı korkutmaya yeter diye anlatılır.[4]
Yaygın yanlışlar ve karıştırılanlar
Alkarısı çoğu zaman genel bir “cadı” ya da “hayalet” gibi sunulur. Oysa derlemelerdeki Alkarısı belirli bir ruhtur: işi lohusayla ve doğumla ilgilidir, saldırısı ve ondan korunma yolları bellidir. Onu her turlu kotu ruhla bir tutmak, bu keskin işlevi silmek olur.
İkinci bir hata, “al” sozunun kesin bir etimolojisini vermiş gibi konuşmaktır. Adın “al” ogesi uzerine farklı goruşler vardır; biz burada yalnızca varlığın adlarını ve derlenmiş inancını veriyoruz, koken tartışmasını kaynağa bağlayamadığımız yerde kapatmıyoruz. Son olarak, Alkarısı bir tarihi metin kahramanı değildir; adı Orhun ya da Dede Korkut gibi eski bir asıl metinde değil, 19 ve 20. yuzyıl halk derlemelerinde geçer. Bu yuzden onun icin “kaydedilmiştir” değil “anlatılır, inanılır” demek daha doğrudur.