Bamsı Beyrek
Bamsı Beyrek, Dede Korkut Kitabı'nın üçüncü boyunun kahramanı olan Oğuz yiğididir. Kam Püre'nin uzun süre beklenen oğludur; adını bir tüccar kervanını kurtardığında Dede Korkut'tan alır. Banu Çiçek ile nişanlanır, düğün gecesi Bayburt beyleri tarafından basılıp on altı yıl tutsak kalır ve döndüğünde nişanlısını yalancı bir talibin elinden kurtarır.
Ad ve köken
Bamsı Beyrek, Dede Korkut Kitabı’nın üçüncü boyunun, yani “Kam Püre oğlu Bamsı Beyrek” boyunun kahramanıdır. Boğaç Han gibi Beyrek de adını doğduğunda değil, hak ettiğinde alır. Doğduğunda ona bir ad konmaz; babası Bay Püre onu “oğlan” diye anar. Beyrek adını, kafir tüccarların malını yağmadan kurtardığı gün Dede Korkut’un elinden alır. Böylece ad yine bir armağan değil, bir nişandır: kişi bir iş görünce adını kazanır. Beyrek’in adı da onun ilk yiğitliğini bir sözcüğe bağlar.
Kaynaklarda geçişi
Boy bir kısırlık sahnesiyle açılır. Bay Püre Bey’in uzun süre çocuğu olmaz; Oğuz beylerini toplayıp elini kaldırtır, dua ettirir. Bu dua ile bir oğlu doğar. Oğlan on beş yaşına gelince, Oğuz iline gelen kafir tüccarların kervanı yolda soyulmak üzeredir. Beyrek atına atlayıp tüccarları kurtarır; onlar da Bay Püre’nin katına varıp oğlanın yiğitliğini anlatır. Meydana Dede Korkut gelir ve oğlana “Bamsı Beyrek” adını verir.[1]
Ardından nişan hikayesi gelir. Beyrek, Bay Bican Bey’in kızı Banu Çiçek ile beşik kertme, yani daha beşikteyken sözlenmiş nişanlıdır. İkisi birbirini görmeden sınamaya girişir: at koştururlar, ok atarlar, güreşirler. Beyrek üstün gelince nişan pekişir. Ama kızın deli yürekli kardeşi Deli Karçar, kız kardeşini vermeye başlık olarak ağır bir bedel koyar; bin aygır, bin deve, bin koyun ister. Bu bedel türlü güçlükle karşılanır ve düğün hazırlığı başlar.[2]
Hikaye tam bir sevinç anında kararır. Düğün gecesi, Bayburt Hisarı’nın kafir beyleri baskın yapar. Beyrek gafil yakalanır, tutsak düşer ve hisarda tam on altı yıl esir kalır. Oğuz onu ölmüş bilir. Bu uzun esaret boyunca Banu Çiçek beklemeyi sürdürür, ama zaman herkesin sabrını aşındırır.[3]
Son perde bir dönüş ve tanınma sahnesidir. Yalancı Yaltacuk, Beyrek’in öldüğünü yayar ve Banu Çiçek ile evlenmek üzere düğün kurar. Tam o sırada Beyrek esaretten kurtulup yurduna döner. Kimliğini hemen açmaz; yırtık bir kılıkla, deli ozan gibi düğüne karışır. Elindeki kopuzu ile söyleyip Banu Çiçek’i sınar ve sonunda kendini tanıtır. Nişanlısına kavuşur, yalancıyı utandırır ve dağılmış düğün gerçek sahibine döner.[4]
Kavuşma, sadakat ve tanınma
Beyrek boyunun ağırlığı savaşta değil, bir sözün on altı yıl boyunca tutulup tutulmayacağındadır. Boğaç Han boyu bir ailenin içine sızan iftirayı işlerken, Beyrek boyu iki insanın verdiği sözü zamanın karşısına çıkarır. Esaret uzar, herkes onu ölmüş sayar, bir yalancı boşluğu doldurmaya kalkar; hikayenin gerilimi kılıç sesinde değil, bu bekleyişin çözülüp çözülmeyeceğindedir.
Tanınma sahnesi bu yüzden boyun kalbidir. Beyrek yurduna döndüğünde adını haykırmaz; önce kopuzuyla, sözle, eski işaretlerle tanınır. Oğuz dünyasında kimlik bir belge değil, ortak bir hafızadır: kişi, geride bıraktığı sözlerden ve seslerden tanınır. Beyrek’i Beyrek yapan, yalnızca esaretten kaçabilmesi değil, döndüğünde onu tanıyacak bir hafızanın hala orada durmasıdır.
Yaygın yanlışlar ve karıştırılanlar
Bamsı Beyrek çoğu zaman yalnızca “kavuşan aşık” olarak anılır. Kavuşma boyun sonucudur, konusu değil; boy asıl olarak verilen sözün, uzun esaretin ve tanınmanın hikayesidir. Beyrek’i sadece bir aşk kahramanı gibi görmek, on altı yıllık esaretin ve dönüşteki sınamanın ağırlığını kaçırmak olur.
İkinci bir karışıklık Beyrek’in sonuyla ilgilidir. Bamsı Beyrek boyu mutlu kavuşmayla biter, ama Beyrek’in hikayesi orada bitmez: kitabın son boyu olan “İç Oğuz’a Dış Oğuz’un asi olması” boyunda Beyrek, Dış Oğuz’un baş kaldırışı sırasında Aruz Koca’nın elinde öldürülür. Aynı kahramanın düğünü bir boyda, ölümü başka bir boydadır; ikisini tek bir anlatı sanmak yanlış olur.[5]
Son olarak bu boy bir Oğuz destanı boyudur, belirsiz bir “eski Türk masalı” değildir. Elimizdeki metin Dede Korkut Kitabı’nın Muharrem Ergin neşridir ve Beyrek boyu bu kitabın üçüncü boyudur.
İlgili maddeler
Bamsı Beyrek, Dede Korkut Hikayeleri’nin on iki boyundan üçüncüsünün kahramanıdır. Aynı kitabın öteki yiğitleri arasında, on beş yaşında bir boğayı alt edip adını kazanan Boğaç Han, Azrail’e meydan okuyan Deli Dumrul ve Tepegöz’ü öldüren Basat sayılabilir. Beyrek’e adını veren ve boyu söyleyip bağlayan ise Dede Korkut’un kendisidir.