Boğaç Han
Boğaç Han, Dede Korkut Kitabı'nın ilk boyunun kahramanı olan Oğuz yiğididir. On beş yaşında Bayındır Han'ın azgın boğasını yumruğuyla alt eder ve bu yüzden Dede Korkut ona 'Boğaç' adını verir. Babası Dirse Han, kırk yiğidin iftirasıyla onu okla vurup öldürdüğünü sanır; oğlan iyileşince, kendisine kıyan babasını esaretten kurtarır.
Ad ve köken
Boğaç Han, Dede Korkut Kitabı’nın ilk boyunun, yani “Dirse Han oğlu Boğaç Han” boyunun kahramanıdır. Adı, doğduğunda değil, hak ettiğinde gelir. Dede Korkut geleneğinde ad bir armağan değil bir nişandır: kişi bir iş başarınca ad alır. Boğaç da adını bir boğayı alt ettiği için taşır. “Boğaç”, “boğa” kökünden gelir; ad, taşıyıcısının ilk yiğitliğini bir sözcüğe sıkıştırır. Bu yüzden Boğaç’ın adı aynı zamanda hikayesinin özetidir.
Kaynaklarda geçişi
Boy, bir kısırlık sahnesiyle açılır. Han Bayındır her yıl ziyafet verir; oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa, oğlu kızı olmayanı ise kara otağa kondurur, altına kara keçe döşetir, önüne kara koyun yahnisi getirtir. Çocuğu olmayan Dirse Han bir gün bu kara otağa konur; incinip evine döner. Hatunu onu sabırlı olmaya çağırır, büyük bir ziyafet verip dilek dilemesini, aç doyurup çıplak donatmasını öğütler. Dirse Han öyle yapar ve bir ağzı dualının hayır duasıyla bir oğulları olur.[1]
Oğlan on beş yaşına gelince asıl sahne gelir. Bayındır Han’ın, sert taşa boynuz vurunca taşı un gibi öğüten bir boğası vardır. Bir gün meydana salınan bu boğanın karşısına, orada aşık oynayan oğlan dikilir; kaçmaz. Boğanın alnına yumruğunu dayar, hayvanı meydan boyunca geriletir ve sonunda yıkıp başını keser. Oğuz beyleri başına toplanır. Dede Korkut gelir ve babasına şöyle der: “Bir boğa öldürmüş senin oğlun, adı Boğaç olsun, adını ben verdim yaşını Allah versin.” Dirse Han oğluna beylik ve taht verir.[2]
Bundan sonra hikaye karararak döner. Babasının kırk yiğidi, tahta çıkan oğlanı kıskanır ve Dirse Han’a onu çekiştirir: oğlun azdı, Oğuz’un üstüne yürüdü, seni de öldürecek, sen onu öldür derler. Dirse Han bu iftiraya kanar. Bir av sırasında, geyiği babasının önüne süren oğlunu, iki küreği arasından okla vurur. Oğlan alca kanına bulanıp yığılır. Anası aramaya çıkıp onu ölüm döşeğinde bulur; tam o sırada boz atlı Hızır çıkagelir, yarasını üç kez sıvazlar ve “bu yaradan sana ölüm yok, dağ çiçeği ananın sütü sana merhemdir” deyip kaybolur. Ananın sütü ile dağ çiçeği yaraya sürülür, oğlan kırk günde iyileşir.[3]
Son perde bir kurtarış sahnesidir. Kırk namert, oğlanın sağ olduğunu duyunca korkar; Dirse Han’ı tutup ellerini bağlar, kafir ellerine doğru sürüklerler. Anası bunu Boğaç’a haber verir ve şu ölçüyü koyar: “Baban sana kıydıysa sen babana kıyma.” Boğaç kırk yiğidini alıp babasının ardından yetişir, namertleri dağıtır ve kendisine kıyan babasını kurtarır. Bayındır Han ona yeniden beylik ve taht verir; Dede Korkut destanı söyleyip boyu bağlar.[4]
Ad, güven ve bağışlama
Boyun ağırlığı boğa dövüşünde değil, iki insanın birbirine güveni ile bu güvenin nasıl kırılıp onarıldığındadır. Boğaç önce adını kendi eliyle kazanır; hikaye onu bir armağanla değil, bir sınavla yiğit yapar. Sonra aynı hikaye, kazanılmış bu adı bir iftira selinin karşısına çıkarır: baba, elinin emeği olan oğluna, yabancıların sözüyle kıyar. Anlatının derdi, tek gözlü bir devi ya da dış bir düşmanı yenmek değil, bir ailenin içine sızan sözün ne yaptığıdır.
Kapanışta Boğaç’ın seçimi boyun ölçüsünü verir. Kendisini okla vuran babasını, hiç tereddütsüz esaretten kurtarır. Bunu buyuran ise anasının tek cümlesidir: baban kıydıysa sen kıyma. Boy böylece öcün değil, bağışlamanın destanı olur; ve bu bağışlama, boğayı yenen yumruktan daha çok yiğitlik sayılır.
Yaygın yanlışlar ve karıştırılanlar
Boğaç Han çoğu zaman kısaca “boğayı öldüren çocuk” diye anılır. Boğa sahnesi boyun yalnızca açılışıdır; asıl konu iftira, haksız bir baba eli ve bağışlamadır. Boğaç’ı yalnızca boğayı yenen güçlü çocuk olarak görmek, hikayenin ağırlık merkezini kaçırmak olur.
İkinci bir karışıklık ad üzerinedir. “Boğaç Han” ile babası “Dirse Han” sık sık birbirine karıştırılır; boya adını veren oğuldur, ama boyun başlığı “Dirse Han oğlu Boğaç Han” diyerek ikisini bir arada tutar. Son olarak, bu boy bir Oğuz destanı boyudur, belirsiz bir “eski Türk masalı” değildir: elimizdeki metin Dede Korkut Kitabı’nın Muharrem Ergin neşridir ve Boğaç boyu bu kitabın ilk boyudur.
İlgili maddeler
Boğaç Han, Dede Korkut Hikayeleri’nin on iki boyundan ilkinin kahramanıdır. Aynı kitabın öteki yiğitleri arasında, bir aslanın yanında büyüyüp insanlığa dönen ve Tepegöz’ü öldüren Basat ile Azrail’e meydan okuyan Deli Dumrul sayılabilir. Boyun kapanışında ortaya çıkıp ad koyan ve destanı söyleyen ise Dede Korkut’un kendisidir.