Türk Mitolojisinde Geyik: Kozmik Rehber ve Ata
Türk mitolojisinde geyik, sığın ve maral motiflerinin kozmik, şamanik, soy türeyişi ve av tabusu bağlamındaki rollerini kaynaklarla inceler.
Geyik, Türk mitolojisinde göksel düzen, soy türeyişi, şamanik geçiş ve topluluk rehberliğiyle ilişkilendirilen hayvan sembolüdür. Bu künye, geyiğin sığın ve maral adlarıyla görünen farklı rollerini arkeolojik tasvirler, soy anlatıları, şamanlık uygulamaları ve av tabuları üzerinden inceler.
Bu sembolün ağırlığı, geyiğin tek bir işleve indirgenmemesinden kaynaklanır. Bir anlatıda soyun başlangıcını açıklayan dişi ata, başka bir anlatıda sınırları aşmayı sağlayan rehber, başka bir bağlamda ise şamanın göğe çıkışını mümkün kılan binek olarak görünür. Bu farklı roller birbirinin tekrarı değildir; geyiğin yeryüzü ile gökyüzü, topluluk ile dış dünya ve yaşam ile ölüm arasındaki geçişleri taşıyan bir figür olarak kurulduğunu gösterir. Bu nedenle geyik maddesini yalnızca hayvan sembolizmi içinde değil, yön bulma ve dönüşüm başlıklarıyla birlikte okumak gerekir.
Görsel yerleşimi: Gök indigo ve lacivert zemin üzerinde, kazuk altını ve parsomen tonlarıyla hazırlanmış çerçevesiz bir gök-atlası plakası. Merkezde tek ve stilize geyik figürü, dallanan boynuzlarında ince güneş ve hayat ağacı çağrışımları bulunur; üst köşede küçük, sekiz ışıklı altın kutup yıldızı yer alır. Düz gravür, altın-varak ve petroglif destek motifleri kullanılır; yazı, harf, sayı, filigran, hale, kanat, hilal-yıldız ve foto-gerçekçi yüz bulunmaz. Görsel alt metni: sanatçı yorumu.
Güneşin ve Hayat Ağacının Göksel Sembolü
Moğolistan ve Altay’daki MÖ I. binyıla tarihlenen Geyikli Taşlar’da geyik, boynuzları göğe uzanan, güneşle bütünleşmiş kozmik bir figür olarak işlenir. Boynuzlar hem hayat ağacını hem de güneşin ışınlarını simgeleyen görsel unsurlar olarak yorumlanır. Bu tasvirler, geyiğin yalnızca bir av hayvanı olmadığını, evrenin düzeniyle ilişkilendirilen göksel bir varlık olarak kurulduğunu gösterir.[1]Türk Mitolojisi, cilt IIBahaeddin ÖgelII. Cilt, Geyik ve Bozkır Hayvan Üslubu Sanatı bölümüKatman 2
TURKMITO-PROF-1995’e göre bozkır hayvan üslubunun en eski ve baskın motiflerinden biri olan geyik, İskit-Saka sanatının da temel unsurlarındandır. Taşlardaki stilize geyik figürleri, hayvanın hem yeryüzü hem de gökyüzü arasındaki köprü rolünü vurgulayan bir biçim dili oluşturur. Bu kozmik karakter, sonraki şamanist inançlarda da farklı nesneler ve tören biçimleriyle sürer.[1]Türk Mitolojisi, cilt IIBahaeddin ÖgelII. Cilt, Geyik ve Bozkır Hayvan Üslubu Sanatı bölümüKatman 2
Geyikli Taşlar’daki biçim dili, hayvanın doğal görünüşünü olduğu gibi aktarmaktan çok onu hareket, yükseliş ve ışık fikriyle birleştirir. Geyiğin gövdesi çoğu zaman ileri atılmış ya da havada süzülüyormuş gibi algılanır; uzun ve dallanan boynuzlar ise figürün üst kısmını kaplayarak onu göksel bir düzleme taşır. Bu okuma, taş üzerindeki her ayrıntının tek bir simgeye karşılık geldiği anlamına gelmez. Daha temkinli ifadeyle geyik motifi, hayvan üslubunda doğa gözlemi ile kozmik düzen düşüncesini aynı yüzeyde buluşturur.[1]Türk Mitolojisi, cilt IIBahaeddin ÖgelII. Cilt, Geyik ve Bozkır Hayvan Üslubu Sanatı bölümüKatman 2
Burada güneş ile hayat ağacının yan yana anılması da önemlidir. Güneş ışık ve yön duygusunu, ağaç ise dikey ekseni ve katlar arasındaki bağlantıyı çağrıştırır. Geyiğin boynuzları bu iki imgeyi aynı bedende birleştiren görsel unsur olarak öne çıkar. Böylece figür, yalnızca gökte yaşayan bir hayvan gibi değil, göğe doğru düzenlenen bir varlık olarak okunur.[1]Türk Mitolojisi, cilt IIBahaeddin ÖgelII. Cilt, Geyik ve Bozkır Hayvan Üslubu Sanatı bölümüKatman 2
Motifin uzun süre yaşaması, anlamın her dönemde aynı kaldığını kanıtlamaz. İskit-Saka sanatındaki geyik ile şaman giysisindeki boynuz aynı nesne değildir; ancak ikisinde de yükselme, geçiş ve doğa ile insan arasındaki bağın öne çıktığı görülür. Bu ortak çizgi, geyiğin neden yalnızca arkeolojik bir süsleme olarak kalmadığını açıklar.
Ata ve Rehber Olarak Geyik
Moğol-Türk ortak soy efsanelerinde Gua Maral, Ak Maral ya da boz dişi geyik olarak anılan önemli bir figürdür. Kurt ile birleşerek Türk-Moğol soyunun başlangıcını oluşturan dişi ata figürü olarak anlatılır. Bu anlatı, soyun başlangıcını yalnızca erkek ve savaşçı bir çizgiyle açıklamayan, dişi bir hayvanı kurucu konuma yerleştiren bir model sunar.[2]Türk Mitolojisi, cilt IBahaeddin ÖgelI. Cilt, Türklerde Geyik Efsaneleri ve Soy Türeyişleri bölümüKatman 2
Hunların Avrupa’ya yayılışında da geyik belirleyici rol oynar. Jordanes’in kaydına göre bataklıkta yollarını kaybeden Hunlara bir ala geyik, yani maral, yol gösterir. Bu motif, geyiğin kriz anlarında beliren göksel rehber ve mihmandar niteliğini ortaya koyar. Efsanede geyik, topluluğu bir bataklık alanından geçirerek daha önce ulaşılmayan bir coğrafyaya yönlendirir.[2]Türk Mitolojisi, cilt IBahaeddin ÖgelI. Cilt, Hunların Geyik Kovalama Efsanesi bölümüKatman 2
Gua Maral anlatısı ile Hunların geyik kovalama anlatısı aynı işlevi görmez. İlkinde mesele soyun nasıl başladığıdır; ikincisinde ise topluluğun kapalı ve tehlikeli bir alandan nasıl çıkarıldığıdır. Birinde geyik, topluluğun geçmişini kuran ana figür olarak belirir. Diğerinde geleceğe açılan yolu gösterir. Bu iki yön birlikte düşünüldüğünde maral, yalnızca doğurganlığın işareti değildir; topluluğun nereden geldiğini ve nereye gideceğini belirleyen bir eşik varlığıdır.[2]Türk Mitolojisi, cilt IBahaeddin ÖgelI. Cilt, Türklerde Geyik Efsaneleri ve Soy Türeyişleri bölümü; Hunların Geyik Kovalama Efsanesi bölümüKatman 2
Rehberlik motifi özellikle sınır durumlarında görünür. Bataklık, yol kaybı ve bilinmeyen arazi gibi ayrıntılar, anlatının coğrafi bir geçişi mitolojik bir yönlendirmeye dönüştürdüğünü düşündürür. Geyik burada savaşan ya da düşmanı yenen bir kahraman değildir. Onun gücü, yolu görünür kılmasında ve hareket halindeki topluluğu yeni bir alana taşımasındadır. Bu nedenle geyik ile kurt arasında basit bir üstünlük sıralaması kurmak doğru olmaz. Kurt başka anlatılarda soy ve mücadeleyle öne çıkarken, geyik bu kaynaklarda soy, yön ve geçiş ilişkilerini taşır.
Bu ayrım, dişi ata ifadesinin de dikkatli kullanılmasını gerektirir. Gua Maral bütün Türk topluluklarının tarihsel annesi olarak kanıtlanmış bir kişi değildir; belirli soy anlatılarında yer alan mitolojik bir figürdür. Kaynakların söylediği, bu anlatıda dişi maralın soy başlangıcını açıklayan konuma getirildiğidir.[2]Türk Mitolojisi, cilt IBahaeddin ÖgelI. Cilt, Türklerde Geyik Efsaneleri ve Soy Türeyişleri bölümüKatman 2 Böylece mitolojik anlatı ile tarihsel soy iddiası birbirine karıştırılmadan okunabilir.
Şamanın Bineği ve Av Tabusu
Altay ve Sayan şamanizminde geyik, hem maddi hem manevi açıdan merkezi bir hayvan imgesidir. Şaman davulları geyik derisinden yapılır ve şamanın trans sırasında bu davulu göğe yükselmek için bindiği şamanik taşıyıcıyla ilişkilendirilir. Şaman başlıklarında görülen geyik boynuzu ise göksel dünyaya geçişi ve hayvan biçimine dönüşebilme yeteneğini simgeleyen unsurlardan biri olarak açıklanır.[4]Türklerin ve Moğolların Eski DiniJean-Paul RouxŞaman Davulu ve Binek Hayvanları bölümüKatman 2[5]Tarihte ve Bugün ŞamanizmAbdülkadir İnanŞaman Giysileri ve Başlıkları bölümüKatman 2
TURKMOGO-ROUX-1994 ve TARIVE-ABDU-1986’ya göre şaman, trans esnasında geyik biçimine bürünebilir veya onun ruhuyla ortaklık kurar. Bu anlatım, şamanın insan dünyası ile hayvanlar ve ruhlar dünyası arasında aracılık eden kişi olarak tasarlandığını gösterir. Geyik burada yalnızca törensel bir malzeme değil, farklı varlık katmanları arasında hareket etmeyi mümkün kılan ortaklık figürüdür.[4]Türklerin ve Moğolların Eski DiniJean-Paul RouxŞaman Davulu ve Binek Hayvanları bölümüKatman 2[5]Tarihte ve Bugün ŞamanizmAbdülkadir İnanŞaman Giysileri ve Başlıkları bölümüKatman 2
Şaman davulunun burada yalnızca ritim üreten bir araç olarak düşünülmemesi gerekir. Geyik derisi, davulu doğrudan geyiğin bedeniyle ilişkilendirir; davulun taşınması ve çalınması da bu ilişkiyi törensel bir harekete dönüştürür. Şamanın göğe yükselmesi, fiziksel bir uçuş anlatısından çok farklı dünyalar arasında geçiş kuran ritüel bir eylem olarak açıklanır. Bu çerçevede binek sözcüğü, geyiğin şamanın yerine geçen bir hayvan olmasından çok, göksel yolculuğu mümkün kılan simgesel taşıyıcı olduğunu anlatır.[4]Türklerin ve Moğolların Eski DiniJean-Paul RouxŞaman Davulu ve Binek Hayvanları bölümüKatman 2
Başlıktaki boynuz ile davuldaki geyik derisi de aynı sembolün iki ayrı yüzünü gösterir. Boynuz yukarıya, göksel alana ve dönüşüme işaret eder. Deri ise hayvanın bedensel varlığını tören nesnesine taşır. Bu ikili yapı, şamanın yalnızca gökyüzüne çıkan biri değil, insan topluluğu ile hayvan, orman ve ruhlar dünyası arasında aracılık eden kişi olarak tasarlandığını açıklar.[5]Tarihte ve Bugün ŞamanizmAbdülkadir İnanŞaman Giysileri ve Başlıkları bölümüKatman 2
Av tabusu bu ilişkinin sınırını belirler. Her geyik aynı derecede kutsal kabul edilmiş değildir; ancak belirli anlatı ve inanç çevrelerinde kutsal sayılan geyiğin öldürülmesi, avcının tek başına işlediği sıradan bir eylem gibi görülmez. Eylem, ormanın sahibi ve koruyucu iyesiyle kurulmuş dengenin bozulması olarak değerlendirilir. Bu yüzden sonuç yalnızca bireysel bir ceza değil, kısırlık, ölüm ya da topluluk felaketi biçiminde tasarlanabilir.[6]Türk Mitoloji Sözlüğüİbrahim DilekGeyik veya Sığın maddesiKatman 2 Buradaki incelik, yasağın modern bir hayvan koruma ilkesinden çok, insan ile orman arasındaki karşılıklı yükümlülük fikrine dayanmasıdır.
Eski Türkçe söz varlığında büyük yabani geyik türlerinden biri için sığın terimi kullanılır. Divanü Lugati’t-Türk’teki sığın maddesi, bu kelimenin tarihsel söz varlığında yer aldığını gösterir.[7]Divanü Lugati't-TürkKaşgarlı Mahmud, çev. S. Erdi, S. T. YurteserSığın maddesiKatman 1 Anadolu halk anlatılarındaki ala geyik motifi de bu eski hayvan imgesinin daha sonraki folklor katmanlarında yeniden kurulmuş biçimlerinden biri olarak ele alınabilir.
Sığın kelimesi, geyiğin yalnızca soyut bir sembol olmadığını da hatırlatır. Mitolojik anlatılarda göksel rehber olarak görülen hayvan ile söz varlığında adı kaydedilen yabani geyik aynı kültürel çevrenin farklı katmanlarında bulunur. Ancak dildeki kelimenin varlığı, her sığın kullanımının kutsal anlam taşıdığını göstermez.[7]Divanü Lugati't-TürkKaşgarlı Mahmud, çev. S. Erdi, S. T. YurteserSığın maddesiKatman 1 Bu nedenle dil verisi ile mitolojik yorum ayrı tutulmalı; kelime kaydı, anlatının kendisi yerine geçirilmemelidir.
Sonuç
Geyik, Türk mitolojisinde dişi ata, göksel rehber, şamanik taşıyıcı ve orman sınırının koruyucusu olarak farklı anlatı katmanlarını bir araya getiren bir semboldür. Geyikli Taşlar’daki boynuzları yukarı açılan figür, soy anlatısında başlangıcı kuran maral, Hun anlatısında yolu gösteren ala geyik ve şamanlıkta göğe geçişi sağlayan binek aynı anlatı değildir. Yine de her biri geyiği bir eşik üzerinde konumlandırır.[1]Türk Mitolojisi, cilt IIBahaeddin ÖgelII. Cilt, Geyik ve Bozkır Hayvan Üslubu Sanatı bölümüKatman 2[2]Türk Mitolojisi, cilt IBahaeddin ÖgelI. Cilt, ilgili geyik ve soy türeyişi bölümleriKatman 2[4]Türklerin ve Moğolların Eski DiniJean-Paul RouxŞaman Davulu ve Binek Hayvanları bölümüKatman 2
Bu sembolün bütünlüğü, farklı kaynaklardaki parçalar yan yana getirildiğinde belirginleşir. Geyiğin asıl ağırlığı, yön gösterme, soy kurma, biçim değiştirme ve sınır koruma işlevlerinin aynı hayvan imgesinde toplanmasındadır. Bu nedenle geyiği yalnızca kutsal hayvan etiketiyle sınırlamak eksik kalır. Geyik, insanın bulunduğu yer ile ulaşmak istediği yer arasındaki mesafeyi anlamlandırır.
Geyik maddesini varlıklar silosu içinde okurken bu dört ekseni birlikte izlemek, sembolün farklı anlatılardaki değişimini daha açık görmeyi sağlar.
İlgili maddeler: Kurt, Kam, Türeyiş Destanı.
Türk mitolojisindeki hayvan sembollerini karşılaştırmak için mitoloji silo hub’ını ziyaret edin.